Diyarbakır, binlerce yıllık tarihiyle sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en önemli şehirlerinden biridir. Ancak bugün sokaklarda dolaşan herkes aynı gerçekle karşılaşıyor: Diyarbakır, eskisi gibi değil. Peki bunun sorumlusu kim? Çoğu zaman suçlu olarak siyasetçiler, yöneticiler ya da dışarıdan gelen turistler gösterilir. Oysa gerçek çok daha yakıcıdır: Diyarbakır’ı bu hale getiren, kendi insanının ilgisizliği ve umursamazlığıdır.

Sokakları Kirleten Biziz
Diyarbakır’ın sokaklarında yürüdüğünüzde çöplerin, sigara izmaritlerinin, plastik şişelerin ya da duvar yazılarının en büyük sebebi dışarıdan gelen yabancılar değildir. Bunların çoğunu şehrin kendi insanı yapıyor.
Kendi evinin önüne çöp atan, tarihi duvarlara yazı yazan, çevreyi umursamadan yaşayan bizleriz. Kendi şehirlerimizi kirletirken suçlu olarak “başkalarını” göstermek kolaydır, ama çözüm için önce kendimize bakmamız gerekir.
Tarihini Çürüten İlgisizlik
Diyarbakır Surları, Hevsel Bahçeleri, Ulu Camii, Hasan Paşa Hanı… Bunlar yüzlerce yıl ayakta kaldı. Savaşlara, depremlere, işgallere direndiler. Ancak bugün bu eserlerin çoğu ilgisizlikten zarar görüyor. Restorasyon bekleyen yapılar, kaderine terk edilmiş hanlar ve bakımsız kültürel alanlar, “zamanın” değil, bizim ilgisizliğimizin sonucudur.
Bir şehrin tarihi, onun kimliğidir. Eğer kimliğimize sahip çıkmazsak, gelecek nesillere anlatacak hiçbir hikâyemiz kalmayacak.
Gençlik ve Umutsuzluk
Diyarbakır’ın en büyük gücü genç nüfusu olmasına rağmen, gençler şehrin sorunlarıyla yüzleşmek yerine çoğu zaman umutsuzluk içinde bırakılıyor. İşsizlik, sosyal etkinlik eksikliği, eğitimdeki fırsat eşitsizlikleri Diyarbakırlı gençleri kendi şehirlerinden uzaklaştırıyor. Ancak bu sorunları çözmek için önce gençlerin kendilerinin sorumluluk alması gerekiyor. Diyarbakır gençliği, yalnızca eleştirmekle değil, üretmekle, harekete geçmekle ve çözüm üretmekle değişimi sağlayabilir.
Suçlu Hep Başkası mı?
Çoğumuz sorunları dile getirirken “yöneticiler, siyasetçiler, turistler” diye başlıyoruz. Ama kendimize sormamız gereken asıl soru şudur:
- Çöpü kim yere atıyor?
- Tarihi kim umursamıyor?
- Sokakta kural tanımayan kim?
- Eğitimde, kültürde, sanatta kim yeterince çaba göstermiyor?
Cevap basit: Biz.
Değişim Nereden Başlar?
Diyarbakır’ı değiştirmek için önce Diyarbakırlıların değişmesi gerekiyor. Daha bilinçli, daha sorumlu, daha duyarlı bir toplum olmadan hiçbir proje, hiçbir yatırım kalıcı olmaz.
21.org.tr’nin amacı tam da budur: sorunları dile getirmek, aynayı toplumun kendisine tutmak ve harekete geçmek. Çünkü bu şehrin kaderi başka ellerde değil, bizlerin ellerindedir.
Sonuç: Diyarbakır Senin Yüzünden Böyle
Acı ama gerçek şu: Diyarbakır’ın bugün geldiği noktanın en büyük sorumlusu biziz. Fakat aynı zamanda bu şehri yeniden ayağa kaldırabilecek güç de bizde. Eğer birey olarak değişirsek, Diyarbakır da değişir.
Unutma: Diyarbakır senin yüzünden eskisi gibi değil. Ama senin sayende geleceği farklı olabilir.
